Archive for Eylül, 2008
ŞEHİR ROCK 2007 RÖPORTAJI
Eylül 18th, 2008 by admin, under Basından. No Comments
Onu, Işığın Yansıması’ndan tanıyor bir çoğumuz, bir kısmımız ise geçtiğimiz sene çıkartmış olduğu solo albümü ‘’Son Kahve’’den… Uzun ve keyifli bir söyleşi gerçekleştirdim Murat Durmaz’la. Malum; uzun zamandır kendisinden haber alamıyorduk ve sormak istediğimiz bir çok şey birikmişti. Bugüne kadar gerçekleştirmiş olduğum en keyifli söyleşilerden biri olduğunu söyleyebilirim. Samimiyeti ve mütevazılığı bence; onun ne denli önemli bir insan olduğunu gösteriyor.
Merhaba Murat, nasılsın? Çalışmalar nasıl gidiyor?
- Sağol Serkan, iyiyim çalıyorum parçalarımı, yani müzik yolunda koşmaya devam..
‘’Son Kahve’’nin çıktığı epey bir zaman oldu, neler yapıyorsun albüm çıktığından bu yana?
- Evet. 1 yılı geçti aslında. Ama müziğin sürelerle ölçülmemesi gerektiğini, yani bu hayatın sonuna kadar müzik yapmam gerektiğini biliyorum. Çarşamba geceleri Kadıköy Shaft, Cuma geceleri de akustik olarak taksim Paprika’da çalıyorum parçalarımı. İnsanlarla müziğini paylaşmak çok zevkli..
Albümden önce müzik şirketleriyle ilgili sorunlar yaşadığını biliyorum. Bunlardan biraz da bize bahsedebilir misin?
- Evet. Şimdi büyük müzik şirketleri tıpkı son günlerde ortaya çıkan siyasi olaylardaki büyük medya kuruluşları gibi olaya farklı açıdan bakıyorlar. Ben müziğin bir sanat dalı olduğuna inanırım. Ülkemizde son yıllarda değiştirilmeye çalışılan ahlak değerlerinin müziğe yansımaması olanaksız. Masa başında oturup, halk tahlili yapmak, örnek olarak darbuka koyalım bunlar da alsın, cover koyalım bak birileri koydu tuttu gibi yaklaşımlar bana uzak. Bu yüzden biz de zaten kendi çabalarımızla bitirmiş olduğumuz “Son Kahve”nin sadece dağıtımını vererek bu kirlenmeden kurtardık albümü.
Son yıllarda çıkan albümler arasında ‘’Son Kahve’’ gerçekten önemli bir yere sahip. İleride Son Kahve gibi bir albüm daha elimize ulaşır mı?
- “Son Kahve” benim için de çok özel bir albüm. Çünkü para değil müzik konuşuldu. Davul’da Mert Alkaya, bas gitar’da Ferhat Hasanoğlu, gitarlarda Faruk Kavi ile beraber çaldık aslında. Hiçbir bilgisayar eklemesi yapmadan. Yeni albümü hazırlıyorum çok dikkatli bir şekilde. Tabi “Son Kahve” kadar güzel olup olmadığına ben karar veremem.. Ama aynı şekilde yani bana batan şeyleri yazmaya devam ediyorum. Beste yapmanın en güzel tarafı herkesin dinlediğinden başka bir şey çıkartması. Yani kısaca evet eline ulaşacak diyorum…
‘’Büyüdükçe’’ insanı çocukluğuna ve eskilere götüren türüne az rastlanır bir çalışma. Bunun gibi büyük titizlikle hazırlanmış, fazla kalıcı nitelikte eser göremiyorum açıkçası son yıllarda. Bu şarkıyı hazırlarken o anki ruh halin nasıldı ve hislerin nelerdi?
- Sağol. Aslında son yıllarda geçmişimizi çöpe atma çalışması var. Sanki geçmişi olmayan bir ülke yapılmaya çalışılıyoruz ki başka bir oluşum için yapılır bu. Yani orda anlattığım durumda değildim aslında ama bir anda “Büyüdükçe” çıktı içimden. Ne yazayım diye düşünmeden bir çocuk gibi çıktı. Belki de bu sebeple en derinden geldi dalgalar. Ve en yükseğe ulaştı, yani bilmiyorum…
‘’Son Kahve’’ aslında son yılların en sağlam albümlerinden biri. Bunu, sadeliği ile, samimiyeti ile dahası coverlara olan tutumu ile belli ediyor.
- Serkan aslında ben covera karşı değilim isteyen istediğini yapar. Dayatılmalara karşıyım. Çünkü sen müzik yapıyorsun birileri çıkıyor bak bunları yapalım diyor. Yok dersen de kapıyı gösteriyorlar. Neden insanları kandıralım ki.. Senin yaptıklarını da yakından takip ediyorum. Sonuçta sen de aynı zorluklarla boğuşuyorsun. Pazar günü Çağlayan meydanında insanlar satılmış medya diyorlardı. Bunu niye diyorlar; durup dururken mi! Herkes her şeyin farkına varıyor. Belki zaman alıyor bu ama zor yolu seçenler için ahlak önemlidir bence..
Evet, kesinlikle haklısın. Hatta bir çok insan iktidar-bazı medya takımı ilişkilerinin farkında.
- Şimdi bu büyük medya kuruluşları dediğimiz şirketlerin müzik bölümleri de var, dergi, gazete de.. Öyle bir yapı kurulmuş ki albümün onlardan çıkarsa Tv‘ler, gazeteler falan var; kalanları görmek istemeyişleri de bundan. Düzen kuruldu ve bu şekilde gitsin istiyorlar. Ve maalesef bu Rock müzik için de geçerli şu anda. Müzik yapmak isteyenler, senin gibi inanarak yola çıkarak yayın yapanlar kısacası biz; bunların insanları para ile kandırarak nereye kadar gidebileceklerini hepimiz göreceğiz…
Evet katılıyorum düşüncene, ayrıca bizim hakkımızdaki düşündüklerinden dolayı çok sevindim.
- Gerçek düşüncelerim bunlar.
Sağol
- Sen sağol.
Hazır rock yayıncılığına değinmişken sence ülkemizde rock yayıncılığı ne konumda? Bir müzisyen olarak sana gereken ilginin gösterildiğini düşünüyor musun?
- İşte konuşuyoruz seninle, ama şunu söyleyebilirim; iyi müzik yapan bir çok müzisyeni de görmezden geliyorlar ama onlar görsün diye müzik yapma durumunda da değil kimse tabi.. Ben Rock yayınları denilen olayın insanlar tarafından satılmış basın olarak değerlendirilmesine üzülüyorum aslında. Tabi gördüğüm bunun dışında tutulan bir Şehir Rock, bir RockBank var. Ama şimdi güç başka bir şey, biz buna kısaca kendin çal kendin oyna deriz müzisyenlik tabiriyle(Gülüyor)..
Arada bizi de övmeyi ihmal etmedin(Gülüşmeler).
- İnandıklarımı söylüyorum.
Dinleyicilerden gelen tepkiler nasıl? Memnun musun ‘’Son Kahve’’ye olan ilgiden?
- Kesinlikle. Çok güzel bir duygu kendi parçalarını paylaşmak. Ve insanlara canlı çalarak duyurmak rüya gibi bir şey. Albümdeki her parçayı sevenler var. Kimi “Kaybettim”i, kimi “Yağmur Damlası”nı, Kimi “Postacı”yı söylüyor. Demek ki doğru albüm yapmışız diyorum. Bir de parçaların eskimediğini görüyorum. Nedenini de bilmiyorum. Doğallığından olsa gerek…
Bu konuda hemfikirim. Son Kahve bana göre de kalıcı bir albüm. Aradan yıllar geçmesine rağmen şarkılar eskimeyecek. Trende göre düşünülerek yapılmış bir albüm değil çünkü.
- Teşekkür ederim Serkan.
İnandıklarımı söylüyorum(Gülüşmeler).
- Bence de öyle. Biz stüdyoya girip sadece kafamızdakini çaldık. Dedim ki arkadaşlar benim böyle parçalarım var, hadi çalalım. İşte bu her aşamaya yansıyor. Dinleyene de gelin dinleyelim diyebiliyorsun.
Samimi bir albüm olduğu stüdyo kayıt aşamasından bile belli desene…
- Her aşamasından belli. Zaten insan bilgilenince anlıyor neyin sahte olduğunu. Şimdiki Türkiye’nin de sorunu bu. Cahillik.. Bir de şunu anlayamıyorum Serkan; müzik yapan insan hele birde Rock müzisyenleri nasıl bu kadar az politika konuşabilir! İnsan tavrını belli etmelidir. Daha çok satmak için ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ demek bana inandırıcı gelmiyor. Ama demin konuştuğumuz Medya da, belki apolitik olanları seçiyor olabilir. Emperyalizm her yerden kuşatmakta insanlarımızı, küreselleşme adı altında aslında milliyetçilik pompalanıyor. Bu nasıl bir çelişki.. Bu düşünce müzik de kendini şöyle gösterir; aynı sözler, sürekli dönen nakaratlar, gitar soloların olmaması yani insan beynini en az şekilde çalıştırmaya ayarlanmış bir notalar zinciri.
Açıkçası bu konuda şüphe bile etmiyorum. Medyanın apolitik olanları seçme konusu… Rock müziği giderek her türlü insana sevdirmeye çalışıyorlar bence. Çok satması hedef alınarak bilinçli politikalar düzenleniyor…
- Kesinlikle haklısın. En çok sorulan soru; ‘son yıllarda Rock müzikte bir patlama var nasıl değerlendiriyorsun’ ha ha ha… Patlama nasıl bir terimdir?
Evet katılıyorum, Rock müziğe bir rağbet varmış gibi gösteriliyor oysa rağbet filan yok. Sadece medyanın yanına aldığı üç beş grup, onların emrinde hareket ediyor ve büyük kitlelere sunuluyor medya aracılığıyla bu gruplar. Oysa ‘gerçek rock’ yine yer altı…
- Ben de böyle düşünüyorum, sanatçısına sahip çıkmayan bir halk sömürge olmaya mahkumdur.
Son Kahve, Ati müzik gibi rock müziğin dışında albümler yayınlayan bir firmadan çıktı. Rock müziğe ve alternatif müziğe yönelen bir çok firma var piyasada. Sence albümün Ati müzik’ten çıkması bir avantaj mıdır yoksa dezavantaj mıdır?
- Ati müzik “Son Kahve”yi sadece yayınladı. Bitmiş bir albümdü her şeyiyle. İyi niyetli olduğunu söyleyebilirim. Alternatif bir firma olmadığı için özellikle tanıtım ve dağıtım da zorlandığımızı söyleyebilirim. Ama dezavantaj diye bir şeye inanmıyorum. Zamanla yerini bulur bence inanılarak yapılan sanat.
2000’ler müzik açısından sence nasıl bir yerde? Sana göre müzik nereye gidiyor?
- Bence 2000’ler teknolojinin ağır bastığı bir ortam. Bu yüzden müzik de teknoloji ağırlıklı ve her şey çok hızlı olduğu için uyuşturucu kullanımı çok yüksek. Teknolojiye evet ama insan doğanın da bir parçası. Ne kadar uzaklaşmaya çalışırsa çalışsın, bunu hatırlamak durumunda..
Gündeme değinelim birazda. Biliyorsun Cumhurbaşkanlığı seçimi, Cumhuriyet mitingleri, 1 Mayıs filan… Ülkemizde son dönemde yaşananlar hakkında neler düşünüyorsun?
- Bu olaylar gerçekten çok düşündürücü. 5 yıllığına gelen bir iktidar sadece kendi başına, oldu bittiye getirerek 7 yıl daha cumhurbaşkanlığını almak istiyor. Halk Ankara’da sokağa dökülüyor. Dalga geçiyorlar çeşitli laflarıyla. Sonra İstanbul mitingi. Tamamen ülkeyi geren bir iktidar çünkü bundan geçiniyor. Bir de milletimiz bunları affetmeyecektir gibi laflar. Hangi millet? Millet Tandoğan’daki, Çağlayandaki değil mi? Yani çok belli. Bu ülke insanı İran gibi olmak istemiyor. Zorla yapamazsınız, Kurtuluş savaşında zorlayanların ne hale geldiği biliniyor. Sonra fazla değil 80 sene önce savaştan çıkmış bağımsız Türkiye. Yani her aile’de ya şehit ya da gazi var. Demokrasi’yi Hitler de amaçları için kullanmıştı. Eğer gerçekten demokrasiye bu kadar inansalardı o kadar insanı( ki dünyadaki en büyük mitinglerdir) gördükten sonra istifa ederlerdi. Yani olay bu ülkeye ılımlı İslam adı altında şeriat getirmek isteyenler ki bu da ABD’dir, bu ülkenin vatansever Atatürk devrimcilerini uykudan kaldırmıştır.
Son günlerde dinlediğin albümleri sayabilir misin?
- Bugünlerde dediğim gibi yeni albümün parçalarıyla yatıp kalkıyorum aslında. O yüzden çok dinleyemiyorum. Yinede Rush, Pink Floyd, Yes ve özellikle Deep Purple’a takıldım yine diyebilirim.
Günlük hayatta müzik haricinde nelerle uğraşırsın?
- Kitap okurum, uyumayı da severim.
Her şey için çok teşekkürler, seninle sohbet etmek gerçekten çok keyifliydi. Son olarak bana iletmek istediğin bir şey var mı?
- ŞehirRock’ın yeni sayısını sabırsızlıkla bekliyorum. Bence çok sürpriz var bu sayıda… Ben de çok teşekkür ederim Serkan..
Görüşmek üzere…
- Kolay gelsin…
Röportaj: Serkan BEYDE
Bu röportajın URL’si için buraya tıklayın.