Rss Feed

Murat Durmaz

Resmi İnternet Sitesi

Archive for 'Basından'

MURAT DURMAZ 15 OCAK CUMA 08.30-10.00 ARASI CINE 5 “FARKLI BİR GÜN” PROGRAMINDA CANLI YAYINDA

Ocak 16th, 2010 by bildiri, under Basından, Haberler, canlı performans, televizyon programı. No Comments

MURAT DURMAZ
15 OCAK 08.30-10.00 ARASI CINE 5 EKRANLARINDA PINAR CANIYILMAZ VE MURAT ERDİN’İN SUNDUĞU “FARKLI BİR GÜN” PROGRAMINDA CANLI YAYINDA..

Tags: ,

MURAT DURMAZ 29 ARALIK SALI CINE 5′ DE “BAŞKA YERDE YOK” PROGRAMININ KONUĞU

Aralık 26th, 2009 by bildiri, under Basından, Haberler, canlı performans, televizyon programı. No Comments

Murat Durmaz 29 Aralık 2009 Salı günü Cine 5 ekranlarında saat 18.00 -20.00 arası Mehmet Altan ve İpek Tuzcuoğlu’ nun sunduğu “Başka Yerde Yok” programında canlı performansıyla parçalarını seslendiricek..Sakın kaçırmayın..

Tags: , , ,

RockBank’te ”Son Kahve”

Aralık 3rd, 2008 by admin, under Basından. No Comments

Murat Durmaz - Son Kahve

Murat Durmaz - Son Kahve

Müziğe uyanmak… Müzikte uyanmak… Müziğe uyandırmak… Öyle sanıyorum, ekonomistlerin çok sevdiği o sözcükle, “makro ölçekte” sorunumuz bu. Post modernist dönemin yarattığı kavram karmaşasının ortasında müziği deforme etmek, geleneksel çizgisinin dışına çıkarmak yani beyin erozyonuna hizmet eder hale getirmek, günümüzün “san’at eleştirmeni” tabir edilen özünde birer kabzımal sayılması gereken bazı “yazar”larının görevi. Satacakları pek bir şey kalmadı diye düşünsek de sattırmakla görevli olmaları hasebiyle sattırıyorlar.

Murat Durmaz, nev-î şahsına münhasır, müziğe uyananlardan. Hatta müziğe uyandırmaya çalışanlardan. Meselenin bu tarafı oldukça mutlu edici.

“Son Kahve”miz, değindiğimiz erozyonun ortasına doğan bir çocuk gibi. Çok farklı estetik değerlere sahip ve bu yönüyle “benzerleri”nden rahatlıkla ayrılacağını düşünüyoruz. Ezberi sürdürüp, “çok emek verilen, samimi bir albüm” türü klişelere başvurmak istemesem de, karşımda öyle bir albüm var, çaresiz, ortaya konan samimiyeti naklediyorum.

Müzikal olarak psychedelic tonların hissedildiği, bol davul ve gitar eklentilerine sahip bir soft rock albümü olarak tanımlayabileceğimiz “Son Kahve”nin, sözelde eskiye, eski aşklara, eski zamana duyulan özlemin anlatıldığı, titiz, etkileyici sözlerle bezenmiş şiirsel bir altyapıya sahip olduğunu görüyoruz. “Benzerleri”nden ayrılacağını düşünmemizin sebebi de bu.

Kişisel kanaatim, ‘Son Kahve’, ‘Kaybettim’ ve “Yalnız Şehir’in öne çıkan şarkılar olduğu yönünde. Ama eklemeliyim, farklı seçimlere çok açık bir albüm bu, edindiğim bilgi ve bende oluşan intiba bu yönde.

Bir önerim bir de isteğim var, önerim bu kritiği okuyan size ; “Müzikte uyanmak”, “müziğe uyanan”ları takip etmekten geçiyor, bu kuralımız olmalıdır. İsteğim ise ; sevgili Murat, hep, bu kadar yoğun, “yüreğinin fincan olduğu” şarkılar yap, kafeine ihtiyacımız var…

8,5/10
Yazarın Seçimi : ‘Son Kahve’

Volkan BEYDE
volkan@therockbank.net

Şehir Rock Dergisinde ”Son Kahve”

Aralık 3rd, 2008 by admin, under Basından. No Comments

Murat Durmaz - Son Kahve

Murat Durmaz - Son Kahve

Gel gelelim son dönemlerde Türk Rock’ının bana göre kurtarıcı albümüne. Eskilere olan özlemimi bu albümde yani 2006 çıkışlı bir albümde bulabildim. Bu benim için oldukça önemli bir gelişmedir. Bundan dolayı sevgili Murat Durmaz’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Kapak ve fotoğraflar oldukça sade. Özellikle ben buradayım demiyor. Sanki bir köşeye saklanmış, kendini olabildiğince gizli tutmaya çalışıyor. Bu kadar gizli kalmaya yüz tutmuş bir albümün açıkçası gün yüzü görmesi hiç de güzel bir istek olamaz diye düşünüyorum. Bir şeylerin gizli kalması her zaman için birilerine onun özel olmasını sağlıyor. ‘’Özellik’’ kavramını bugün için kullanmak oldukça güç! Çünkü müziğin, hatta ‘’müziğimizin’’ bile ticarete alet edilmeye çalışıldığı bugünlerde çok az bir kitleye hitap eden albüm sayısı oldukça az. Az kavramı bile yeterli değil hatta. Türk Rock’ının herkes tarafından bilinmeyip, belirli bir kesime hitap edecek albüme ihtiyacı vardı. Bu albümü ben açıkçası 2006 gibi müziğin kalitesinden taviz verildiği bir dönemde beklemiyordum. Beklememekle kalsa iyi, artık umudun yitirildiği ve açıkçası hiçbir beklentimin olmaması; beni hayal kırıklığına uğrattı. Bu albümde aldığım koku beni o eskilere olan özlemime götürdü. Bir gün öğlene doğru kapım çaldı ve elime ulaşan bu albümle uyandım. Albüm elime ulaştığından beri hemen hemen günün 12  – 13 saatini sadece ‘’Son Kahve’’ye ayırıyorum. Bu kadar içten ve samimiyetini korumuş bir albümün bize sunacağı çok şey var. Yeter ki biz onu keşfedelim. O zaman Son Kahve amacına ulaşacaktır. Bu albüm için düz bir yorum yapmak istemeyişim belki de ondan dolayıdır. ‘’O şarkı böyle, şu şarkıda gitarlar şöyle kullanılmış’’ gibi cümleleri kullanmaktan ziyade, albümün bende yarattığı düşünceyi siz okurlara iletmek istedim. Çocukluğuma olan özlemimi buldum Son Kahve’de, eskileri buldum, hayallerimi buldum ve her şeyden önemlisi samimiyeti buldum… Bu kadar alternatif bir yana Murat Durmaz’ın ne kadar sade bir albüm bırakmak isteyişini, albümün içinde gezinirken o ayrı dünyada görmek mümkün. Sıradan bir Rock albümü dinlemiyor oluyorsunuz, sıradan Türkçe sözlü müzik dinlemiyor oluyorsunuz. Enstrümanlar sizi doyuruyor. Müzikal anlamda doygunluk olduğu kadar liriksel açıdan bu albümün bıraktığı izler sizi geçmişe götürüyor. Aslında albüm yepyeni bir albüm olmasının getirisi olarak, eskiyle bütünleştiği de çok açık. Buradan çıkaracağımız sonuç şudur ki; geçmişle şimdiki zaman arasında belirgin olmayan bir çizgisi var Son Kahve’nin. Taraf konusunda kesinlikle saf belirlemek zor. Sizlere son söz olarak şunları belirtmek istiyorum. Albümü bulma şansınız ne kadar yüksek bilmiyorum ama edinebilme adına oldukça çaba gösterin. Çabalarınız boşa olmayacaktır…

Not: ‘’Son Kahve’’, ‘’Büyükdükçe’’, ‘’Postacı’’ kesinlikle dinlenilmeye değer sağlam şarkılardan sadece bir kaçı…

Serkan BEYDE
serkan@sehirrock.net

AKADEMİ BÜLTENİ RÖPORTAJI

Kasım 3rd, 2008 by admin, under Basından. No Comments

Murat Durmaz’ ın müzikle olan ilişkisi nasıl başladı?

Ailem özellikle ablalarım sağlam müzik dinlerler . Küçük bir çocuğun elinde küçük bir mandolin. Sonra gitara geçiş ve o zamandan beri kurulan ebedi dostluk.. .

Şehir Rock’da yer alan röportajınızda rock müzik patlamasına bakış açınızı belirtiyorsunuz bu noktadan hareketle “piyasa” da birçok “eser” yer alıyor. Murat Durmaz’a göre burada iyiler sonunda ayakta kalıyorlar mı; iyiden kastettiğim nitelikli olanlar?

İyi kavramı o günün koşullarında insanların kültür düzeyiyle yakından ilgilidir. Şu anda emperyalizm ‘in her tarafı sarması ve müziğin bir sanat dalı olduğunun unutturulmaya çalışılması , yapılan müziğin hep aynı olması sonucunu doğuruyor. Amaç ayakta kalmak mı yoksa günü kurtarmak mı sorusu arasında gidip gelen bir müzisyen anlayışı , neyi dinleyeceğine başkalarının karar vermesinden rahatsızlık duymayan bir dinleyici kitlesinin yanısıra çok sağlam oluşumlar da görüyorum. İyi müzik dinleyenler de var bu ülkede. Herkes ne istiyorsa dinlesin ve müzik yapsın. Ama kendi olduğunu unutmadan.

“Son Kahve” sizin için hangi anlamları içeriyor; albüm sürecini de dahil ederek bir konsept çizerseniz?

“Son Kahve” benim için hem bütün anlamları içeriyor hem de hiç bir anlam içermiyor. Albüm tamamen müzisyen arkadaşlarımla birlikte ve tavizsiz yapıldı.. Herşeyini kendimiz yaptığımız için kafamızda ne varsa onu çaldık. Tamamen özgür bir düşünce ile biz seversek insanlar da sever diye düşündük. Tabi ki dinleyiciler karar verir konsept olayına , biz ona karışamayız ve buna karışmamanın daha güzel olduğunu düşünüyorum.

Her parça her dinleyicide farklı duygular bıraksa da; parçaların hikayelerine değinecek olursanız…

Parça yazarken kafamdakileri anlatıyorum. Hikayemi anlatırken dinleyen de ne hissettiğini anlatıyor. Kurulan bu güzel ilişki sana yeni parçalar yazdırıyor. Yeni parça , yeni anlatım , yeni anlamalar bunların hepsi bizleri bütünleştiriyor. Özellikle canlı çalarken bunu görebilmek çok özel bir duygudur.

“Kaybettim” parçasının sözlerine bakarsak yarınlara bakışı nedir Murat Durmaz’ın?

Yaşanan anın hikayesidir ” Kaybettim ” . Parçayı yazarken ruh halim neyse o çıkıyor hikayemde. Tabi ki kahramanı , suçlusu , kaybedeni ve kazananı ben. Bana batan şeyleri eleştiriyorum. Bunu da müzik yoluyla yapabiliyorum. Yaşadığımız kültürel düzeysizlik , köşeyi dönelim diyenler ve onların bitmez gürültüsü başımı çatlatıyor diye yazmışım galiba parçayı ..

“Yalnız Şehir” parçasına da atıfta bulunarak “Murat Durmaz” bir şehir müzisyeni diyebilir miyiz; Murat Durmaz için şehir ne ifade ediyor, şehir yalnızlaştırıyor mu bireyleri?

Beşiktaş – Kadıköy vapurunda yazdım ” Yalnız Şehir ” parçamı. Aslında İstanbul ‘un yalnızlığını düşünmüşümdür hep. Bireylerle bir bütün olarak tabi. İnsanlar kendilerini yalnızlaştırıyor aslında ve bunu sevenler de var. Gerçek olan Batı ‘ da 100 yıl önce yaşanan vahşi kapitalizmi biz şu anda yaşıyoruz. Şehir kavramı da bir Köy -Kent şeklinde yaşanıyor doğal olarak. İstanbul gibi bir şehri özgürce yaşamak ona şiirler yazmak şehir müzisyenliği mi bilmiyorum ama şehir hayatının iyi ve kötü yönlerini anlattığımız doğrudur.

Murat Durmaz’da bir parça son şekline hangi aşamaları geçerek gelir gerek söz gerekse müzik olarak?

Söz ve müzik aynı anda çıkıyor benim yanardağımdan. Bir patlamayla anında oluyor ve ben de bırakıyorum kendimi o sıcak dalgalara. Yazarken bunu kim sever diye düşünmem sadece içimdekini dökerim dışarıya. Sonra tabi ki arkadaşlarımla akorları ve düzenlemeleri yaparız ki bu da canlı çalmak yoluyla olur. Özünü yazarım ama çalarken herkesin kendinden birşeyler katması parçayı güzelleştirir. Bir parçada ya sözden ya da müzikten fedakarlık etmeniz gerekirse bu hangisi olur? Bana göre bir parça nasıl olması gerekiyorsa öyle olmalıdır. Fedakarlık değil o andaki duygu meselesidir bu. Enstrumantal da olabilir mühim olan neyi nasıl anlattığı ve bende hissettirdikleridir. .

Müzik yaşam alanında nasıl bir yer tutuyor; Murat Durmaz müziğin dışında neler yapıyor?

Son yıllarda bilinçli olarak kelimelerin içi boşaltıldığı için basit gelebilir ama düşününce bir o kadar derin bir cümleyle söyleyeyim. Müzik bizim için bir yaşam biçimidir. Sıkı bir kitap okuru olduğumu söyleyebilirim. Günümüz politikalarını da okur takip ederim. Vakit buldukça film seyrederim.

Youtube, myspace ve bu halkaya facebook’u da dahil edersek; bu tip oluşumları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence insanların müzik dinlemesi açısından olumlu. Ama bilgisayar hoparlörlerinin bas ve tiz sesleri çok yeterli verememesi seslerin kalitesini düşürüyor. Yapımcıya ihtiyaç duymadan parçalar yapıp dinleyenlere ulaştırabiliyor artık müzisyenler. İşçi ücretlerinin komik olduğu ortamda insanlar ne cd alabilir ne de kitap. Dolayısıyla kitaplarda korsan ‘ a , müzik de ise internet’e yöneliyorlar.

Murat Durmaz kimleri dinler, vazgeçilmezleri kimlerdir?

Pink Floyd , Deep Purple , Rush kısacası 70 ‘ lerin gruplarını hala dinlerim .Günümüzdeki gelişmeleri de takip ediyorum tabi ki. Beni müzisyen olarak geliştirecek herşeyi dinlerim .Moda olan müzikleri değil kendi gibi olanlarını seçerim.

Konserlere geçecek olursak dinleyiciyle olan iletişim nasıl, dinleyiciden gelen ilgi nasıl?

Biz ilgiden çok paylaşımı isteriz konserlerde. Bir müzisyen “”hayranlarım şunu diyor , bunu istiyor “” gibi konuşmalara yapıyorsa hemen uzaklaşırız ondan. Bakın böyle parçalar yaptım paylaşalım yaklaşımı bence daha doğal . Sonuçta önemli olan parçalardır , biz değil . Konserlerde çalıyoruz parçaları sağolsunlar dinliyorlar . Dinlediklerini anlatıyorlar ve bu paylaşım böylece dönüp duruyor başımızda güzel bir sarhoşlukla…

Murat Durmaz’a ait bir dinleyici profilinden bahsedebilir miyiz; kimler dinliyor Murat Durmaz’ı?

Murat Durmaz parçalarındaki duyguları bizimle paylaşmak isteyen herkes dinleyebilir. Birey ‘ in entelektüel kalitesi yükselirse toplumlar aydınlanırlar. Müzik paylaşımı gerektirir ve düşündürür . Düşünen insan kendini kullandırmaz . Ve herkes istediğini dinleyebilir. Bilinçli bir paylaşım var yani dinleyenlerle aramızda . Okuduğu kitaplar ve gazeteler sayesinde sorular soran ve sorgulayan insanlar , ki biz de böyleyiz.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Şehir Rock’da ” Aklımdan Kalanlar ” adlı bir köşem var ve her sayıda yazıyorum. Yayımlanmış olan yeni sayı da bu ülkenin bir sanatçısı olarak yazmakla kendimi sorumlu hissettiğim husus : A.B.D. ‘ nin B.O.P. ( Büyük Ortadoğu Projesi ) projesi kapsamında içerdeki işbirlikçilerin yardımıyla ülkemin Şeriat devletine dönüştüğüne tanık oluyorum . Irak ‘ da bir milyon çocuğun katili A.B.D. ‘ nin içerde kimleri desteklediği biliniyor. Emperyalizm ‘ e karşı yapılmış ve kazanılmış en büyük savaş Kurtuluş Savaşıdır . Bu modern kazanımları kaybetmemek için Cumhuriyetine sahip çık !

Ahmet Tuna ALP